Çağatay Güney: “İK’nın rolü, geleceği kurmak için liderlere zemin hazırlamak”

İnsan kaynakları dünyasının nabzını tutan New HR Summit tüm hızıyla başladı. Konferansımız birbirinden değerli konu ve konuşmacılarıyla devam ediyor. Gün boyunca değişen ve radikalleşen insan kaynaklarının lokal ve küresel çaptaki profesyonellerine, deneyimlerini paylaşmaları adına eşsiz bir sahne sunmaya devam edecek New HR Summit’te  Logo Peoplise Genel Müdürü Çağatay Güney, “Dönüşen İnsan Kaynağı Yönetimi ve İK Vizyonu” sunumu ile sahnedeydi. 

Dıştan içe bakan bir dünyaya evriliyoruz

Çağatay Güney, şu anda bir dönüm noktasında olduğumuzu, pandemi, dijitalleşme, iklim krizi ve politik durumlar nedeniyle dünya toplumunun çektiği organizasyonda değişime doğru ilerlediğimizi belirtiyor. Güney, artık içten dışa değil; dıştan içe bakan bir dünyaya evrildiğimizin altını çiziyor. 

İnsan kaynakları üzerindeki rollerin bir kısmı yöneticilere aktarılmalı

İnsan kaynakları üzerindeki rollerin bir kısmının yöneticilere aktarılması gerektiğini belirten Çağatay Güney, dijitalleşmenin yoğun olduğu ve dağıldığı kültürün içerisinde, üç değişik kuşağın olduğu dünyada insan kaynaklarının eski rolünü devam ettirebilmesinin zor olduğunun altını çiziyor. İnsan kaynaklarının ve yöneticilerinin bilgili, sorumlu ve çalışana değer katması gerekiyor. Bu kapsamda da süreçleri yöneticilerin taşıyacağı bir döneme ve yönetime geçmek şart. Örneğin; “İşe alım görüşmelerinin İK’nın yapmasına gerek var mı?” sorusunun ortaya atılması büyük bir önem teşkil ediyor. Zaten bu noktada, günümüzde dijitalin şirketlere yardımcı olması gerekiyor.

Yeteneklerin ödünç verildiği dönem

Dijital çalışan deneyiminin bizleri çok değişteceğinin altını çizen Çağatay Güney, yeteneklerin ödünç verildiği bir döneme girdiğimizi söylüyor. İş gücü planlamasında esneklik ve itiş gücü sağlayacak farklı yapılar devreye girecek. Bunun insan kaynakları tarafında önemli yansımaları olacak. Güney, farklı personaların, iş gruplarının beklenti, deneyim ve iş çıktılarınının düşünülmesi gerektiğini söylüyor. Bağlılık ve kurum kültürü de bu kapsamda yeniden tanımlanmalı. Ayrıca firmaların bir an önce üst veri dönemine geçmesi, akıllı modellemeler yapması da önem arz ediyor.

Çağatay Güney, insan kaynakları ekibinin UX’ci gibi tasarım yapabilmesi gerektiğini, sprinter gibi kısa dönemde çevik çalışması gerektiğini, az yerde görünerek çok etki yapmasının önemli olduğunu ve bunun da iyi sunum yapmaktan geçtiğini söylüyor. Son olarak yöneticilerin önündeki engelleri kaldırmanın da insan kaynaklarının sorumluluğunda olması gerektiğinin altını çiziyor.

Sonuç olarak insan kaynaklarının rolü artıyor ve dijitale taşınıyor. Dijitalde deneyim tasarlamaya gidiliyor ve insan kaynaklarının rolünün geleceği kurmak için liderlere zemin hazırlamak olduğu belirtiliyor.